2009’un İlk Çalışma Günü ve İmkansız(!) Periler

Yeni yıla nasıl girersen bütün yıl öyle geçermiş derler ya, umarım cidden öyledir. Bugünkü kadar rahat ve az koşturmacalı bir gün hiç geçirmemiştim uzun zamandır. Öğle arasında cidden spora gittim ve gün ortası nefis bir duş alıp işe geri döndüm. Gün ortasında spora gitmekten daha iyi bir kafa dağıtıcı var mı bilmiyorum. İnsana yaşadığını hissettiren, günü uzatan enerji tazeleyen bir şey. Havuzun bomboş olduğunu görüp haftaya bir gün öğle tatilinde mutlaka gelip yüzmeliyim dedim kendime 🙂

Neyse, yürüyüş bandında yürürken her zamanki gibi Cnbc-e izlemeye koyuldum ve bu sayede yeni bir projeden haberim oldu.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Metro Group’un işbirliği halinde yürütttüğü bir proje bu. Projenin ismi Metro Group’un Çağdaş Kızları. Proje çerçevesinde 1000 tane kız öğrencinin eğitim masraflarını üstlenmişler ve bu kızların en başarılı olanlarının anlattıkları hikayeleri bir kitapta toplamışlar. Kitabın adı İmkansız(!) Periler. Real Hipermarket, Metro veD&R’larda bulmak mümkün. 10TL’lik bir kitap ve bu kitaplardan 4 tane aldığınızda bir kız çocuğunun 1 aylık eğitim masraflarını karşılayabiliyorsunuz. İlk baskısı 5000 adet olarak yapılmış. Bu da 75 kız çocuğunun bir yıllık okul masraflarını karşılamaya yetecek kadar gelir sağlayacakmış. O yüzden kitabın 3., 5., 15. baskılara ulaşmasını temenni ediyorum.

Bizde genelde bir kaç kişi bir araya geldiğinde herkes ekonomist, siyaset teorisyeni, uluslararası ilişkiler uzmanı kesilir. Çünkü bunlar aslında çok da fazla bilmenize gerek kalmadan üzerinde atıp tutabileceğiniz şeylerdir. Tıpkı futbol gibi: tüm Türk erkekleri doğuştan teknik direktör olarak doğarlar, yenilen biz değilizdir, hakem yakmıştır bizi, ayrıca hoca da hep yanlış oynatmaktadır.

Lafı çok uzatmadan, böyle sohbetler sırasında iktidar ve muhalefet güçleri eleştirilirler, çözüm önerisi getirilemese de bol bol küfredilir, söylenilir ve şikayet edilir. Ama aslında kimse düşünmez acaba ben göremesem bile benim torunlarımın torunlarının daha iyi günler görebilmesi için ne yapmalıyız sorusunu kendisine sormaz.

Hepimiz susuzluktan, iklim değişikliğinden şikayet ederiz ama pek çoğumuzun daha bir ağaç fidesi diktiği yoktur. Hepimiz insanımızın gün geçtikçe eğitim ve görgü seviyemizin gerilediğinden bahsederiz ama ne bu konuda bir şey yapar ne de televizyonlarda yayınlanan ve insanların gri hücrelerini öldürdüğüne inandığım aptal dizileri, herkesin bir süre sonra birbiri ile akraba olduğu yarışma programlarını izlemekten vazgeçeriz.

Toplum olarak silkinmeye acilen ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Böyle bir silkinme hareketinin ise öncelikle annelerden geleceğine ya da gelmesi gerektiğine inanıyorum. Erkek ve kız çocuklarını aynı annenin yetiştirdiğini düşününce kadının eğitiminin ne denli önemli olduğu da ortaya çıkıyor. İşte bu yüzden Baba Beni Okula Gönder, İmkansız (!) Periler gibi kampanyalar benim için çok büyük önem taşıyor.

Okula gönderilmeyen kız çocukları 12-13 yaşında evlendiriliyorlar. Daha çocuk yaşta okuma yazma bilmeden anne oluyor, çocukluklarını yaşamadan zorla büyütülüyorlar.

Türkiye’de 1 milyon 400 bin okul çağında olup okula gidemeyen çocuk bulunuyormuş. Bunların 900 bin kadarı kız çocuğu imiş. Bu da 8 kız çocuğundan birinin okula gidemediğini gösteriyormuş. Bu kız çocuklarının okullaşma oranı göz önünde tutulduğunda ülkemiz İran’ın bile gerisinde imiş, hatta Moğolistan, Habeşistan gibi ülkelerle aynı seviyede kalıyormuş!!!! (Bu bilgiyi bir yerden doğrulamam gerekiyor. Gerçekten inanmakta zorluk çekiyorum.)

İnterneti karıştırırken konuyla ilgili olabilecek eski bir takım haberlere de rastladım. 13 Ocak 2005 tarihli Radikal gazetesinde CEDAW (Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi) Türkiye Komitesi’nin Türkiye raporunda Kadınların karar mekanizmalarında yer almadığı ve 119 ülke arasındaTürkiye’nin 103’üncü durumda olduğu belirtilmiş. Berdel, beşik kertmesi, kuma evliliklerinin yaygınlığı da raporda vurgulanmış.

Ayrıca, Hürriyet gazetesinin Mart 2007 tarihli bir haberine göre, Dünya parlamentolarında kadınların sayısı hızla yükselirken, Türkiye yüzde 4.4’le, 167 ülke arasında 163. sırada kalmış.
72 yılda TBMM’ye 8294 erkeğe karşılık, sadece 186 kadın girebilmiş.

Çocuk gelinlerin olmaması, yarının sağlıklı bilinçli annelerinin yetişmesine fırsat tanınması için bizlere çok iş düşüyor. Yoksa hergün TV karşısına geçip haberleri izlerken söylenmek ve her önümüze gelene küfretmek kolay. Bu ülkeyi kaderine terk edemeyecek kadar seviyorsak, herkes elinden geldiğince bir şey yapmalı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s