İstanbul’a taşınmak istiyorum…

Geçen hafta Çarşamba akşamı bir toplantı için İstanbul’a gittik. İstanbul’a Salı günü yağan yağmur yüzünden aslında epeyce endişeliydim ama uçak indiğinde yağmur kesilme belirtilerini vermişti bile. Toplantının açılışı için düzenlenen resepsiyon için Four Seasons Bosphorus’a vardığımızda benim aklım fikrim bir an önce kendimi Otelin denize bakan terasına atıp manzarayı seyretmekteydi. Oysa ki içerideki büyük kalabalığın derdi, davetliler arasında yer alan Kıvanç Tatlıtuğ ve Emre Karayel’le fotoğraf çektirmekti.

Hemen hemen tüm yerli diziler için olduğu gibi Aşk-ı Memnu dizisinden de hiç hazzetmediğimi daha önceki bir yazımda yazmıştım. Cümle alemin Kıvanç Tatlıtuğ hayranlığı bende henüz oluşamadığı ve umuyorum hiç oluşmayacağı için ben Kıvanç’ın profiline yandan  şöyle bir bakıp elimde yemek tabağıyla kendimi dışarı attım. İyi ki de atmışım. Tam denize nazır bir kanepe bulup yerleştim. Fotoğraf makinemi Ankara’da unutmuş olmama da çok içerledim. Ama ne yapalım dedim cep telefonunun kamerasıyla idare ettim.

 

Havanın hafif  kapalı olmasına rağmen boğaz olağanüstü idi. İki gün boyunca, otele yanaşan tekneleri, boğazdaki havai fişek gösterisini izleyip bir kere daha İstanbulun benim gördüğüm en güzel dünya şehri olduğuna karar verdim. Artık taşınmak istiyorum İstanbul, sana gelmek istiyorum diye defalarca iç geçirdim. Bakalım ne olacak.

İnsanın ömrü çok da fazla uzun değil. Zaten bir kısmı uyuyarak, bir kısmı da çalışarak geçiyor. Bize kalabilen 4-5 saatti de en sevdiğimiz şeyleri, en sevdiğimiz yerlerde, en sevdiğimiz insanlarla yaparak geçirmeliyiz diye düşünüyorum. Ankara’yı da seviyorum ama İstanbul’a her gidişimde ayaklarımın Ankara’ya dönerken geri geri gitmesine de dayanamıyorum. Şimdi benim bu söylediklerimden Ankara’yı sevmiyor manası çıkmasına da gerek yok aslında, ama kimsenin doğduğu yerde kalmaması gerektiğine çok inanarak artık yeter diyorum.
Şimdi istanbul zor, sen her gittiğinde en güzel yüzünü görüyorsun diyenler olduğunu ve doğru söylediklerini de biliyorum. Hayatın İstanbul’da Ankara’ya göre daha zor olduğunun da farkındayım, ama şu da bir gerçek ki boğazı seyretmek herkese bedava.  Sahil yolundaki bankta balık ekmek yiyerek seyretmek de mümkün,  boğaz kıyısına inci tanesi gibi dizilmiş beş yıldızlı otellerden, yalılardan ve restoranlardan, gece klüplerinden seyretmek de. Bu konuda polyanacılık oynadığımı düşünmüyorum. Aksine artık hayatımda yeni bir sayfa açmak ve başka bir şehrin sokaklarında gezip, başka bir şehirde uyanmak istiyorum. İstiyorummmmmmmmm…. istiyorummmmmmmm….

2 comments

Add Yours
  1. memocyp

    Yıllardır bende her sabah aynı rüyayla uyanıyorum. Şanslıyım ki rüyam gerçek oldu, bunun için kişisel çabalarım da olmadı değil tabi, ve sonunda İstanbul’a taşınıyorum. 6 aylığına bile olsa İstanbul’da geçirdiğim ayların öğrencilik hayatımın en unutulmaz dönemi olacağına eminim.
    Umarım sizin de bu hayaliniz gerçek olur..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s