Kısa özet: Kanzuk, Wanted, Jumper, Sıkıntı

Epeydir bilgisayarın başına oturamıyorum. Stresli, bol koşturmacalı bir dönem benim için. Stres bazen o seviyelere çıkıyor ki eve geldikten sonra bile gün içerisinde olanlara sinirlenmeye devam edebiliyorum. Üstelik bir süre daha böyle devam edecekmişiz gibi görünüyor her şey.

Aradan geçen zamanda, Ankara’da yağmurlar başlamadan hemen önceki son akşamda bahçede mangal yaptık. Balıklar mis, şaraplar nefisti. Gelin görün ki ertesi gün beni, yataklara düşüren bir ateşle mücadele etmek durumunda kaldım. Üstüne üstlük, o hafta iki gün üst üste yabancılarla toplantım vardı. İlk gün toplantıyı sorunsuz götürmekle birlikte özellikle akşam çıkılan iş yemeğinin sonuna doğru ses telleri aşırı yorgunluk sinyalleri veriyordu. Nitekim sabah uyandığımda fark ettim ki sesim yok. Ama cidden hiç yok.

Bu sesi nasıl açarım diye bir eczaneye uğradım. Eczane o kadar pastil arasından elime çocukluk zamanlarımızdan, Türkiye’de hiçbir şey yokken hatırladığım Kanzuk Pastili tutuşturdu. Ben acelem olduğu ve kutunun arkasında ses kısıklıklarına iyi gelir yazdığını gördüğüm için fazla da üşünmeden aldım. Kanzuk’un bana bir faydası olmadı, zaman görünüm ve tat itibarı ile de zaten sınıfta kaldı. Sesim soluğum çıkmaz bir halde  kalınca bütün gün biri arayacak da telefona cevap vereceğim diye korktum durdum. Zira konuşan aslında ben, ama ses tam Darth Vaderdı. Karşımdakinin sesin bana ait olduğunu anlamasına imkân yok. O gün olmasa da sonraki gün sesim açıldı. Hala eski formuna kavuşmuş değil ama en azından konuşabiliyorum.

İşti güçtü derken çok farklı bir şey de yapmadım bu kadar zamanda. İki güzel aksiyon filmi izledim. Biri Jumper diğeri Wanted. Filmlerde gerçekçilikten  hoşlanan biri iseniz izlemenizi önermem, ama ben her iki filmden de gayet zevk aldım.

Yine Çengelhan’a gittik. Bir akşam da nefis Thai yemekleri ile dolu bir masada arkadaşlarımızla birlikte olduk.  İspanyol ulusal gününe de uğradık. Onun dışında, sabah kalktım, işe gittim, çalıştım çalıştım, çalıştım. Sonra çıkıp eve geldim…. Günler böylece birbirini kovaladı gitti.  Mevsim değişikliğinden midir nedir bilmem bu aralar biraz moralsizim.  Motivasyonum düşük olmamakla birlikte, insanların iş yapmaktan çok konuşmasına ve iyi bir şey yapmaya çalışana da çomak sokmasına katlanamıyorum.  O yüzden tez zamanda bu daraltı sarmalından sıyrılıp eski neşeme kavuşmayı umuyorum.  Özellikle beklediğim 2 haber var ki eğer sonuçları olumlu olursa ruh halim epeyce değişebilir  biliyorum.  Bekliyorum….

1 comment

Add Yours
  1. Babaannem deyince aklıma geliyor « Bunu Sevdim

    […] Bu sadece benim babaanneme ait bir ilaç zannederdim küçükken ama değilmiş. Aslında temel olarak bir ilaç bile sayılamaz. Toz şekere bandırılmış naneli şeker gibi ama daha değişik. Dışındaki şekeri bitince atıveresim gelirdi ama sonuna kadar bitirirdim. Çünkü gizlice aşırırdım, böyle değerli bir şeyi atmak olmazdı. (Resim şuradan) […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s