Lezzet Sineması 3: Bir Ramen Masalı, Tampopo

Blog yazılarımız Uzak Doğu kültürü ile kol kola sürüyor.  Dünkü Çin Restoranından sonra bugün mutfak  filmleri serimizin üçüncü bölümünde nefis bir Japon filmiyle karşı karşıyayız. 1985 yılı yapımı bir film olan Tampopo’nun yönetmeni Juzo İtami.  Tampopo şimdiye kadar hiç görmediğim tarzda, gülümsetirken, düşündüren de bir film oldu.  Gerçekten de bu filmi nasıl bir kategoriye sokmak gerekir pek bilemedim. Film bir yandan Amerikan kowboy filmleri ile dalga geçerken, bir yandan da çok güzel kurgulanmış bir espri anlayışını ince ince işliyor. Öte yandan film feci şekilde tatla, lezzetle ve bu işin ciddiyeti ile alakalı bir film. Hani deyimi yerinde ise damardan yemek filmi demek yanlış olmaz.

Filmimizin baş kahramanı Goro bir kamyon şoförü.  Yağmurlu bir gecede yolda araba kullanırken, yanındaki yedek şoförden kitap okumasını istiyor. İşin tuhaf tarafı okumasını istediği kitap bir yemek kitabı!!! O kadar yemek tarifinin üstüne karınları iyice acıkan ikili buldukları ilk Ramenciye, yani aslında bunu Türk usulüne çevirirsek çorbacıya giriyor. 

(Bu arada, ben kamyoncuların yemek yediği yerlerin iyi olduğuna inanırım, zira onlar bizim gibi senede 1-2 defa geçmiyorlar aynı yollardan, belki 200 kere geçiyorlar. O yüzden onların durup da yemek yediği yerlerde durmak bana hep mantıklı gelir. )

Neyse iki ahbabın durduğu ve Tampopo adlı kadının işlettiği Ramenci maalesef pek de iyi çıkmıyor. Üstüne bir de kavgaya tutuşuyorlar içerideki serserilerle. Goro, Malkoçoğlu misali serserileri bir güzel pataklıyor. Ancak kendisi de baygın düşüyor. Ayılıp da karşısında  Tampopo’yu gören Goro Arkın, ramen yapmaktan pek anlamayan Tampopo’ya ramen yapmanın sırlarını öğretmeye ikna oluyor. Bizim kafadarlar mükemmel ramen tarifinin peşinde koşarken, filmin içinde yine yemekle ilgili  bağımsız küçük hikayeler de işlenmeye devam ediliyor. Bu bağımsız hikayelerin her biri yemekle, tatla, lezzetle ilgili  büyük mesajlar vermeyi ihmal etmiyor. 

Filmin ilk 10 dakikasındaki bir ramen üstadının nasıl ramen yeneceğini anlattığı bir bölüm yediğiniz yemeğe saygı duyun ve yerken hakkını verin mesajını veriyor. 

Bir başka ufak hikayede, karısı ölümcül derecede hasta olan bir adam,  karısının kendisine gelmesini sağlamak için “kalk çabuk yemek yap” diyor. Kadıncağız nerede ise sürünerek yattığı yerden kalkıp kocasına ve çocuklarına yumurtalı pilav yapıyor.  Kocası ile çocukları ilk lokmayı aldıktan sonra kadıncağız Tanrının rahmetine kavuşuyor. Kadıncağız öbür tarafa göçtükten sonra, adamın karısının ölüm acısı ile çocuklarına bu annenizin size pişirdiği son yemek, soğutmayın sıcak yiyin diye ağlaması gerçekten trajikomikti. İyi yemek ölüyü bile diriltir değil mi 🙂

Parktaki çocuğun kendisine uzatılan dondurmayı almadan önce heyecanla kıpırdayan parmakları ve dondurmayı yalayışı,  bir restoranda iş üstünde yakalanan hırsızın nolur şundan bir lokma daha yiyeyim diye polise yalvarması, yaşlı bir kadının girdiği süpermarketteki peynirleri, ekmekleri, tatlıları ve hatta meyveleri bile birer birer mıncıklaması da yemeğin belkide hayatımızın en büyük fetişi olduğunun altını çizen sahnelerdi.

Özellikle Goro ve Tampopo’nun ormana giderek, ramen üstadından yardım istemesinin ardından gelen bir pirinç omleti sahnesi var ki benim ağzımın suları aktı.

Filmin can alıcı noktalarından biri de, yemek ve seks arasındaki bağlantıyı anlatan gangster ve sevgilisi arasındaki ilişki idi.   Deniz kabuklularının,  istiridyelerin, yumurtanın kullanım şekli izleyenleri şaşırtacak  nitelikte. 

Filmin son sahnesinde annesini emen bebek ise bana Bir Tutam Baharatın ilk sahnesini hatırlattı. Acaba, esinlenme olmuş mudur diye düşündürttü.

Gerçekten de çok değişik, hiç beklemediğim tarzda ve beni yemek konusunda daha ciddi düşünmeye sevk eden bir film oldu Tampopo. Edinebiliyorsanız izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Japon mutfağına ilişkin Armağan Kırım’ın bilgilendirici yazısı için ise şu linke tıklamanızı tavsiye ederim.

Öte yandan filmin en büyük sakıncası bittiğinde koca bir çanak ramen yemek istemeniz. O yüzden butün akşamı neden Ankara’da Wagamama yok diyerek geçirdim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s