Browse by:

Zorba… Bir Bale, Bir Kitap, Bir Film… Siz hangisini daha çok sevdiniz?

Sonunda uzun zamandır yazmayı planladığım ancak araya giren seyahatler, yemekler ve başka pek çok şey yüzünden ertelediğim Zorba yazısı ile karşınızdayım. Bu aralar keşfettiğim pek çok tat, okuduğum yazarlar, izlediğim filmler ve dinlediğim müzikler bende hep aynı duyguyu uyandırıyor. Keşke daha önce dinleseydim, keşke daha önce seyretseydim, keşke daha önce keşfetseydim duygusu bu. Ancak bunu…

Zaz usulu caz… Bayıldım!

Bugüne facebook sayesinde daha dün gece keşfettiğim çok cici bir kadın vokalle başlıyoruz.  Kar yağdı, üstüne hava bir de dona çekti bizi ısıtacak bir şey lazımdı. Bulundu: ZAZ!  1 Mayıs 1980 doğumlu İsabelle Geffroy…. 2007 yılından bu yana dünya onu Zaz ismi ile tanıyor. Ben de dünden beri hayıflanıyorum neden ben daha yeni keşfettim diye!…

Karlı bir günde ilaç niyetine Stacey Kent- Raconte Moi

Epeydir her güne bir müzik projemize ara vermiş görünüyoruz. Aslında hemen her gün farklı bir  müzik dinlemeye devam ettim ancak malum Brüksel yazıları nedeni ile araya bir şey almak istemedim.  Hala Brüksel hakkında yazacak çok şey var fakat ben bu yazacaklarımı biraz daha ileriki bir tarihe ertelemeyi tercih ettim. O yüzden şimdi biraz müzik! Bu karlı…

Brüksel Gezi Notları 9: Parc du Cinquantenaire ve Autoworld

Şimdiye kadarki yazılarımda hep Brükselin upper town-lover town çizgisi üzerinde dolaştık. Ancak bugün sizi şehrin doğusuna Avrupa birliği kurumlarının yer aldığı ve European Quarter- Quartier Européenne olarak bilinen bölümünün de ötesine götüreceğim.  Shuman Meydanı hepinizin bildiği Avrupa Komisyonu’nun merkezini oluşturan Berlaymont Binasının da yer aldığı bir meydan. Burası AB bürokrasisinin kalbi. Lobicilik şirketleri, sektör temsilcileri, her…

Brüksel Gezi Notları 8: Brükselin Çizgi Roman Kahramanları

Brüksel yazılarının sonu gelmiyor, çünkü yazıyorum yazıyorum ancak bitmiyor. Gezdiğim Magritte ve Müzik enstrümanları müzesinin ardından bu defa bir başka rengarenk, sevimli mi sevimli müzeye götürmek istiyorum sizi. Belçika diyince herkesin aklına gelen anahtar kelimelere bir tanesini daha eklemek istiyorum böylece: Çizgi Roman. Evet yanlış okumadınız bugünkü yazımızın konusu Brüksel’deki Çizgi Roman Müzesi. Brüksel’de neden…

Brüksel Gezi Notları 7: Aux Armes de Bruxelles ve Midye Hakkında

Café Metropole’den çıktıktan sonra bu defa akşam yemeğini yiyeceğim Aux Armes de Bruxelles‘e doğru yola çıkıyorum. Aux Armes de Bruxelles  bundan 6-7 sene evvel, Brüksel-İstanbul uçağında tesadüfen benim yanıma oturan Antwerpli bir şefin önerdiği Brüksel restoranları listesinde olan ve benim epeydir denemek istediğim ancak fırsat bulamadığım bir yer. Restoran Brüksel’in balıkçı restoranlarının yan yana dizildiği sokağı…

Brüksel Gezi Notları 6: Metropol Café- Mimari ve Lezzet Bir Arada

Bir önceki yazının sonunda hatırlarsanız bir iki saat dinlenebilmek için yorgun argın otele doğru gidiyordum.  Gittim de.  2 saat kadar dinlendikten sonra bu defa Brüksel’e her geldiğimde mutlaka uğradığım Hotel Metropole‘ün Café’sindeyim. Hotel Metropole 19. yüzyılın sonunda, 1895 yılında kapısını misafirlerine açmış ve halen hizmet vermeyi sürdüren bir saray yavrusu. Resepsiyonundan, lobisine, lobiden restoranlarına kadar ince bir…

Brüksel Gezi Notları 5: Grand Sablon’dan Grand Place’a Brüksel Lezzetleri

Birlikte Brüksel’i gezmeye devam ediyoruz. Magritte müzesinden çıktık, eh sabahtan beri bu kadar yürümek beni de epey acıktırdı, ancak yemek için aklımdaki restoran Grand Place’a yakın. O yüzden ha gayret diyerek bekliyorum ve çantamızdaki Exki’den aldığım nefis sandviçi uygun bir aralıkta mideye indirmenin rahatlığı ile yola devam ediyorum. Exki bana Brüksel’in en güzel hediyelerinden biri.…