Browse by:

Daraltılar basıyor bana, çabukcak iyi şeyler düşünmeli…

Bu aralar feci bunaltılar içerisinde stresteyim. Yetişmeyen işler, laftan anlamayan insanlarla çalışmaktayım. Deadline nedir bilmeyen. zaman mevhumu olmayan cinsinden bu insanlar. Çene ile çok iş yapılabileceğine inanan. Dostlar alışverişte görsün diyen. Sonunun nefis olacağını hayal ettiğim güzelim bir proje hatrına katlanıyorum şimdilik kendilerine. Amacım burada efkarıma efkar katmak değil elbette. Tek derdim, aralarda yaptığım güzel…

Pera Balık, Mashrou Leila ve çok eğlenceli bir gece

Bu hafta salı günü Adamla iş çıkışı saat yediyi bir kaç dakika geçe Taksim’de buluşmak üzere sözleştik. Konser öncesi hem bir kadeh bir şeyler içip hem de açlığımızı gidermek için daha önce bir kez gittiğimiz Pera Balık’ın yolunu tuttuk. Bundan yaklaşık 3 ay kadar önce bir arkadaşımız vesilesiyle keşfettiğimiz Pera Balık’a epeydir uğramak istiyordum ama bir…

Journey Cihangir

Şöyle bir bakıyorum da blogdaki Cihangir yazıları arttıkça artıyor. Her ne kadar yaşamak için çok tercih etmesem de lezzetli yemekler yiyebileceğiniz bir sürü mekana ev sahipliği yapıyor bu semt. Şimdiye kadar iki kez gittiğimiz bir mekanla karşınızdayım bu defa. Journey Cihangir. Akarsu Caddesinin sağ kanadında en sondaki mekan oluyor kendileri.  Bence çok lezzetli bir yer. Özellikle…

Istanbul Culinary’de bir akşam

Yıllardır merak ederim çeşitli restoranların açtıkları  yemek kurslarını. İlk İstanbul’da açıldığını görüp özenmiştim feci şekilde. Sonra Ankara’da da açılmaya başladılar ancak  bir türlü fırsat yaratıp gidemedim birine bile. Üniversitede daha yemek dergileri yeni yeni çıkmaya başladığı vakitlerde her ay Sofra Dergisi alıp bu ay değişik ne var diye bakmak en büyük zevkimdi. Üstelik daha Vedat…

Kirpi Cafe- Koşuyolu

Nerede ise tam bir yıl oldu ben Koşuyolu’na taşınalı. Sakin, caddeleri geniş, yeşili bol, kedilerle dolu bir semt burası. Üsküdar’a, Kadıköy’e ve birinci köprüye çok yakın. Bahar geldiğinde apartmanların, müstakil evlerin bahçelerinden binbir mis çiçek kokusunun saçıldığı bir semt. Adam’ın çok sevdiği Cihangir’in aksine kalabalığı az, keşmekeşten uzak ancak bu kadar sakin bir semte kıyasla…

Kuzguncuk

Bugün Adamın doğumgünü. Çok şaşalı bir kutlama yapmadık. Ama ikimizin de daha önce hiç görmediği bir İstanbul semtine uğradık. Kuzguncuk sokaklarında dolaştık. Deniz kenarında oturduk çay söyledik, yanına iki sigara tüttürdük. Sahil kenarında bol bol yürüdük. Gerçekten de Kuzguncuk tam da dedikleri gibi bir yermiş. Haftasonları pek çok  ziyaretçisi olduğu halde, çok sakin, huzurlu bir…

Yeni bir sene başladı bile! Bol seyahat ettiğiniz, leziz şeyler tattığınız, yeni şeyler keşfettiğiniz bir yıl olsun :)

Bugünü  Pazartesi gibi hissediyorum. Ama aslında Çarşamba.  Haftasonu hızlı gelecek:)  Yılın son yazısını yazamadım. Fırsat bulamadım. Yılbaşından bir önceki gün Nişantaşına gittiğimizi, her yerin ışıl ışıl olduğunu, sokakların mahşer kalabalığıyla dolup taştığını anlatamadım. Birden bire İstanbulluların Japon turistlerine döndüğünü, eline fotoğraf makinesi alan kitlelerin yeni yıl ışıklandırmalarının fotoğrafını çekmek için organize bir hareket başlattıklarını söyleyemedim…

Sabırtaşı ve Imam Baildi

Bu hafta Babylon’daki Imam Baildi Konserine gittik. Konser beni daha ilk gördüğümde çok heyecanlandırmıştı. O yüzden bekledik konser gününü öncesinde de internette gezinirken rastladığımız bir lezzet durağını ziyaret edelim dedik. O yüzden İstiklal’de Galatasaray Lisesinin tam karşısındaki Sabırtaşı’nın sabır çatlatan merdivenlerini çıktık. İlk girdiğimizde yemek kokusu çarptı yüzümüze, hafif havasız. Önceden topladığımız bilgi burada içli…

Rose Marine – Cihangir: Sabah’ın en heyecan verici sorusu: Kahvaltıda ne var?

Piglet, Pooh’a sormuş sabah uyandığında kendine ilk sorduğun şey nedir? Pooh kahvaltıda ne var diye sorarım sen ne sorarsın demiş Piglet’e. Piglet ben bugün heyecan verici ne olacak acaba diye merak ederim diye yanıtlamış. Pooh kafasını sallamış ve ikisi aynı şey zaten demiş. 🙂 Kahvaltıya tek düşkün biz değiliz ya… Hazır yarın Pazar, ben bu akşam…

“All God does is watch us and kill us when we get boring. We must never, ever be boring.”

Bugünüm boş boş ve internette bir oraya bir buraya savrularak geçti. Dişarıda tüm gün deli gibi yağmur yağarken, ben kanepede kah Pia ile didişerek kah haftasonu gezilerine, konser biletlerine bakarak mayıştım. Hani bazı zamanlar olur ya bir sürü şey yapmak istersin ama nereden başayacağını bilemediğin için yerinden kıpırdayasın gelmez. Yeni bir kitaba başlamak istiyorum ama…