Browse by:

Denge- Kaçırılmayacak Bir Bale Gösterisi

Beethoven’in 7. Senfonisini sever misiniz? Benim tüylerimi diken diken eden bir kaç klasik müzik eserinden biridir. Orkestrayla dinlendiğinde de, bir gösteride fon müziği olarak kullanıldığında da aynı etkiyi gösterir üzerimde. Bayılarak izlediğim The Fall filminin jenerik müziği olarak da kullanılmıştır ki 5+1 amfi ile dinlendiğinde gerçekten insanı içine alıp çekiveren bir müzik harikasıdır. İşte bu…

Kraliçe Lear- Bir Yıldız Kenter Masalı

Bu sezon Devlet Tiyatrolarının sıkı takipçisi olduğumuz gibi düzenlenen festivaller kapsamında ayağımıza gelen fırsatları da kaçırmamaya çalışıyoruz. O yüzden geçenlerde bizim ekürimizin dişi üyesinden gelen Yıldız kenter izlemeye gidelim mi? teklifini hiç kaçırmadan kabul ettik. Aslında bu oyunu Budapeşte’ye gitmeden evvel izledik ancak yol hazırlığı vs. derken yazı geç bir vakte kaldı. Ancak geç olsun…

Sonunda Matruşka:Bir tiyatro yazısı daha…

Ocak ayında yazdığım bir yazıda kendimce denemek istediğim, görmek, izlemek, gitmek istediğim şeylerin, yerlerin kısa bir listesini yapmıştım. Listedeki pek çok şeyi halen yapamamakla birlikte yavaş yavaş tamamlamaya uğraşıyorum. Bu tabi ki bir zorunluluk değil ancak görüp beğendiğim şeyleri yazmak zamanı daha doğru planlamamı da sağlıyor. İşte böylece Cumartesi akşamı epeydir izlemek istediğimiz Matruşka’da aldık soluğu. Tiyatro…

Haydi Karına Koş-Yine Tiyatrodayız…

Bu sezon Devlet Tiyatrolarını sıkı takipteyiz bildiğiniz gibi. Kimi zaman Adamla birlikte kimi zamanda Annem ve Teyzemle oluşturduğumuz  3 Silahşörler Ekibi ile birbiri ardına tüm oyunları sezon sona ermeden görmeye uğraşıyoruz. İki hafta önce Cumartesi günü bizim üç kişilik çete Haydi Karına Koş’u izlemek üzere Şinasi Sahnesinin yolunu tuttuk. Haydi Karına Koş ilk kez bu sezonda…

Zorba… Bir Bale, Bir Kitap, Bir Film… Siz hangisini daha çok sevdiniz?

Sonunda uzun zamandır yazmayı planladığım ancak araya giren seyahatler, yemekler ve başka pek çok şey yüzünden ertelediğim Zorba yazısı ile karşınızdayım. Bu aralar keşfettiğim pek çok tat, okuduğum yazarlar, izlediğim filmler ve dinlediğim müzikler bende hep aynı duyguyu uyandırıyor. Keşke daha önce dinleseydim, keşke daha önce seyretseydim, keşke daha önce keşfetseydim duygusu bu. Ancak bunu…

Tiyatro’ya Devam: Geç Kalanlar

Cumartesi günü yine tiyatrodaydık. Bu defaki oyunun ismi “Geç Kalanlar“.  Oyun bize bir evlilik hikayesini anlatıyor. O kadar tanıdık şeyler var ki içinde aslında hepimiz kendimizden bir parça bulabiliyoruz. İki perdelik bu oyunda yeni evli bir çiftin hikayesini önce adamın sonra da kadının ağzından dinliyoruz. Anlamsız tartışmaların çiftlerin birbirlerine olan sevgisinin önüne geçip gözlerinin önündeki güzelliği…

Rab Şeytan’a dedi ki..

Dün akşam Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sergilenen  “Rab Şeytan’a Dedi ki” adlı oyuna gittik. Dünya prömiyeri 15 Aralık 2009 tarihinde yapılan oyun 2010-2011 Tiyatro sezonunda da izleyicileriyle buluşmaya devam ediyor.  Nihat Asyalı’nın insanoğlunun baskılara direnişini ele aldığı “Direniş Üçlemesinin” ikinci kitabı olan “Rab Şeytan’a dedi ki” Yönetmen Bozkurt Kuruç’un elinde Eyüp Peygamber, Sisyphus ve Şeytan…

Bir Savaş Hikayesi: Şinasi Sahnesinde Tiyatro Keyfi

Cumartesi akşamı uzunca bir aradan sonra Ankara Devlet Tiyatroları Şinasi Sahnesinde keyifli bir oyun izleme şansına kavuştuk.  Bilemiyorum aranızda benim gibi zaman zaman Devlet Tiyatrolarının ya da Devlet Opera ve Balesinin sayfasına girip de bilet almaya çalışan var mı? Nedense opera ya da bale bileti bulmak ciddi bir rekabet konusu. Zira biletlerin satışa çıktığı gün,…

Sanata selam tiyatroya devam: Genç Osman

Dün yine tiyatro günüydü. Bu defa Ankara Devlet Tiyatrosunun Genç Osman oyununu izledik. Oyun gerçekten çok başarılıydı. Aslında ben operayı tiyatrodan daha çok severim. Hatta tiyatroda iyi oyunu yakalayamayınca çok sıkılırım. Ama bu defa Genç Osmanı izlediğime cidden çok mutlu oldum. Yani tiyatrolu pazarlara devam edeceğiz gibi görünüyor.  Oyun sonunda reform yapmak isteyen, genç ve…

Kod Adı: Keklik

Pazar günü saat 11 gibi kalktık. Öğleden sonra tiyatro öncesi kahvaltı edelim diye buluştuk. Oyun saat 4’te idi ve biz önce kahvaltı edip ardından Mülkiyelilerde 2 bira içmeyi bile becererek Kod Adı Keklik’e gittik. Oyun tam bir taşlama, hiciv ya da karamizah idi. Avrupa Birliği üyeliği, değişimin kağıt üzerinde değil, kafada olması gerektiği, kadın-erkek eşitsizliği,…