Cocora Vadisi’nden Cali’ye yolculuk yaklaşık 3,5-4 saat sürüyor. Cali’de 1 gece konaklayacağız. Aslında Cali’yi daha çok yol üzerindeki bir mola yeri olarak kullanıyoruz. Yollar çok bakımlı ve geniş olmadığı için uzun seyahatler pek konforlu bir şekilde yapılamıyor. Bu nedenle, bir sonraki durağımız olan Popayán’a devam edebilmek için Cali’de durmayı tercih ediyoruz. Cali, Kolombiya’nın üçüncü büyük şehri ve Medellín gibi karteliyle ünlü bir yer. Ancak Cali, Medellín kadar güçlü bir yeniden yapılanma ve markalaşma sürecinden geçmemiş. Yoksulluğun daha çok hissedildiği, makyajsız, turistlerin geçiş yolu üzerinde pek bulunmadığı, kendi halinde ama insana biraz tekinsiz hissettiren bir şehir. Ancak öte yandan salsanın başkenti ve çok çok hızlı dans etmeleri ile ünlüler. Şehirde birçok salsa dans okulu ve mekan olduğu söyleniyor.


Biz akşam geç saatte otele vardık, yemeğimizi otelde yedik ve yorgun olduğumuz için erkenden uyuduk. Ancak yorgun olmasaydık dahi dışarı çıkmak ister miydik, emin değilim. Ertesi sabah uyandık ve kısa bir şehir turu için otelden ayrıldık
Biz aslında şehri gezmeye Kedi Parkı’ndan başladık ama öncelikle biraz şehrin geçmişi ile ilgili bilgi vermek iyi olabilir. Cali 1536’da İspanyol istilacı/konkistador Sebastian de Belalcazar tarafından kurulmuş. Belalcazar, o dönemde nerede ise altı aylık aralıklarla stratejik olarak önemli noktalara şehirler kurarak, hem doğal kaynakları, hem de yerli halkı kontrol etmeye çalışmış. Tüm bunlar olurken de yerli halkları büyük bir kıyıma tabi tutmuş, köleleştirmiş, encomienda denilen kölelik sistemini kurmuş, kültürel miraslarını yok etmiş. O yüzden her ne kadar Cali’de şehri gören bir tepede heykeli bulunmaya devam etse de bugünkü varlığı yerli halklar tarafından pek hoş görülmüyor ve hatta heykelleri saldırıya uğrayarak yok ediliyormuş.

Parque del Gato de Tejada (Kedi Parkı)
Şehirdeki ilk uğrak noktamız, Kolombiyalı heykeltraş Hernando Tejada’nın kedi heykeli El Gato del Río oldu. Bu heykel, Cali Nehri’nin kıyısında yer alan bir açık hava parkında bulunuyor. 1996 yılında bugünkü yerine yerleştirilen bu dev kedi zamanla şehrin sembolü haline gelmiş. Fotoğraflarda küçük görünüyor olsa da, aslında 3,5 metre yüksekliğinde ve 3 ton ağırlığında, bakırla kaplanmış bir heykel.
2006 yılında, Cali Belediyesi nehir kıyısını kültür ve sanat açısından canlandırmak amacıyla bir proje başlatmış. Bu proje kapsamında 15 farklı sanatçıdan, aynı formdaki kedileri kendi tarzlarında renklendirmeleri istenmiş. Kolombiyalı sanatçılar Maripaz Jaramillo, Roberto Molano, Diego Pombo, Cecilia Coronel, Pedro Alcántara ve Omar Rayo gibi isimler projeye katkıda bulunmuş. Bu yeni kedilere ise “Las Novias del Gato” (Kedinin Sevgilileri) adı verilmiş. Görebildiğimiz kadarıyla şu anda nehir kenarında ve şehrin farklı yerlerinde 15’ten fazla kedi var. Bu kediler artık şehirle özdeşleşmiş birer sembol.


Cali, Salsa, Monument Niche ya da Trompet Heykeli
Cali, sadece Kolombiya’da değil, tüm dünyada salsa için önemli bir buluşma noktası. Burada yapılan salsa danslarının dünyanın en hızlı ve tempolu salsası olduğu yönünde bir fikir birliği var. Calililerin yaptığı bu salsa çeşidine Caleña salsa diyorlar. Biz göremedik, çok cesaret de edemedik ama şehirde yüzlerce salsa kulübü bulunuyor diyorlar.
Dans bu kadar önemli olunca onu müziksiz düşünmek pek mümkün olmuyor tabi. Burası aynı zamanda Kolombiyalı müzik grubu Grupo Niche’nin memleketi imiş. Grup, Kolombiya ve Latin Amerika’daki salsa müziğine büyük katkılarda bulunmuş ve Cali’deki Trompet heykeline de ilham vermiş. Bu devasa Trompet müzik notaları ile süslenmiş. Trompetin içine girdiğinizde Niche’nin şarkılarını dinleyebiliyorsunuz. Gerçekten de çok güzel bir şehir heykeli.

Sokaklarda biraz daha dolaştıktan sonra Cali maceramız sona eriyor ve yola düzülüyoruz. Bir sonraki durağımız hayli ilginç. Yerli kültürünü daha yakından tanımamıza vesile olacak bir yere gidiyoruz. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.
