Rumeli Hisarı, Kahvaltılar, Zeki Müren, Asi Kuş, Ali Poyrazoğlu

Yıllar önce İstanbul’la ile daha yeni haşır neşir olmaya başladığım zamanlarda Rumeli Hisarından kahvaltı etmek benim için olmazsa olmaz aktivitelerden biri idi. Ancak gel zaman git zaman ben vaktimi İstanbul’un daha farklı semtlerinde geçirir oldum. Taşındıktan sonra ise Rumeli Hisarı pek uğradığım bir yer olamadı. Geçen haftalarda bir sabah hem Hisar tarafında kahvaltı edelim hem… Read More Rumeli Hisarı, Kahvaltılar, Zeki Müren, Asi Kuş, Ali Poyrazoğlu

New York Gezi Notları 2: Müzeler- The MET, MOMA ve Guggenheim

New York’taki ikinci günümüzü müzelere ayırdık. Yağmurlu bir gündü ve iç mekanlarda vakit geçirmek mantıklı geldi bize.  Bir önceki gün yürüyerek geldiğimiz Yukarı Doğu Yakasına bu defa metro ile gittik. Planımız kuzeyden başlayarak ilk Guggenheim‘ı gezmek ardından Metropolitan Museum of Art ve MOMA‘yı dolaşmak vardı.  Tabi biz neden bahsettiğimizi bilmediğimiz için bu üç müzeyi birden… Read More New York Gezi Notları 2: Müzeler- The MET, MOMA ve Guggenheim

Bayramda İstanbul’da kalanlara öneriler…

Bir Bayram tatili daha geldi çattı.. Kimileri büyükşehirleri son hız terk ederken, bir kısmımız şehrin nispeten boş halinin tadını çıkarmaya hazırlanıyor. İşte size Bayram için İstanbul önerileri: 1- Dada’da sabah kahvaltısı: Sıraselviler’de ufacık bir kapıdan girip, geniş bir avluda mükellef bir sabah  kahvaltısı yapmak isterseniz Dada‘ya buyurun. Biz geçenlerde bir cumartesi sabahı Dada’nın misafiri olduk,… Read More Bayramda İstanbul’da kalanlara öneriler…

Denge- Kaçırılmayacak Bir Bale Gösterisi

Beethoven’in 7. Senfonisini sever misiniz? Benim tüylerimi diken diken eden bir kaç klasik müzik eserinden biridir. Orkestrayla dinlendiğinde de, bir gösteride fon müziği olarak kullanıldığında da aynı etkiyi gösterir üzerimde. Bayılarak izlediğim The Fall filminin jenerik müziği olarak da kullanılmıştır ki 5+1 amfi ile dinlendiğinde gerçekten insanı içine alıp çekiveren bir müzik harikasıdır. İşte bu… Read More Denge- Kaçırılmayacak Bir Bale Gösterisi

Kraliçe Lear- Bir Yıldız Kenter Masalı

Bu sezon Devlet Tiyatrolarının sıkı takipçisi olduğumuz gibi düzenlenen festivaller kapsamında ayağımıza gelen fırsatları da kaçırmamaya çalışıyoruz. O yüzden geçenlerde bizim ekürimizin dişi üyesinden gelen Yıldız kenter izlemeye gidelim mi? teklifini hiç kaçırmadan kabul ettik. Aslında bu oyunu Budapeşte’ye gitmeden evvel izledik ancak yol hazırlığı vs. derken yazı geç bir vakte kaldı. Ancak geç olsun… Read More Kraliçe Lear- Bir Yıldız Kenter Masalı

Zorba… Bir Bale, Bir Kitap, Bir Film… Siz hangisini daha çok sevdiniz?

Sonunda uzun zamandır yazmayı planladığım ancak araya giren seyahatler, yemekler ve başka pek çok şey yüzünden ertelediğim Zorba yazısı ile karşınızdayım. Bu aralar keşfettiğim pek çok tat, okuduğum yazarlar, izlediğim filmler ve dinlediğim müzikler bende hep aynı duyguyu uyandırıyor. Keşke daha önce dinleseydim, keşke daha önce seyretseydim, keşke daha önce keşfetseydim duygusu bu. Ancak bunu… Read More Zorba… Bir Bale, Bir Kitap, Bir Film… Siz hangisini daha çok sevdiniz?

Brüksel Gezi Notları 8: Brükselin Çizgi Roman Kahramanları

Brüksel yazılarının sonu gelmiyor, çünkü yazıyorum yazıyorum ancak bitmiyor. Gezdiğim Magritte ve Müzik enstrümanları müzesinin ardından bu defa bir başka rengarenk, sevimli mi sevimli müzeye götürmek istiyorum sizi. Belçika diyince herkesin aklına gelen anahtar kelimelere bir tanesini daha eklemek istiyorum böylece: Çizgi Roman. Evet yanlış okumadınız bugünkü yazımızın konusu Brüksel’deki Çizgi Roman Müzesi. Brüksel’de neden… Read More Brüksel Gezi Notları 8: Brükselin Çizgi Roman Kahramanları

Brüksel Gezi Notları 4: Belçikalı Sürrealist René Magritte

Hala Mont des Arts’dayız. Ne de olsa burası Sanat Tepesi idi değil mi.  Müzik Enstrümanları müzesinden çıktıktan sonra Place Royale’e tırmanıp sağa dönerek meşhur Kraliyet  Güzel Sanatlar Müzesinine doğru ilerliyoruz. Daha önce de gezdiğim bu müzeyi yeniden ziyaret edecek vaktim yok. Ancak şehre ilk gelenlere mutlaka tavsiye edilir zira son derece zengin bir kolleksiyona sahip.  Bu arada benim gözüme daha… Read More Brüksel Gezi Notları 4: Belçikalı Sürrealist René Magritte

Brüksel Gezi Notları 3: Mont Des Arts’da Müzikle Buluşma

Brüksel serisinin ilk yazısında yazmıştım. Brüksel hep Ankara ile kıyaslanır ancak aslında Ankara’dan daha güzel olandır diye. Anayasal bir monarşi olarak 1830 yılında kurulan Belçika aslında bana sorarsanız yapay olarak yaratılmış bir ülke. yapaylık 2010 yılında yapılan seçimlerden bu yana sekiz ay geçmesine karşın halen Hükümetin kurulamaması ile de kendini gösteriyor. Yani aslında 8 aydır kendi kendini idare… Read More Brüksel Gezi Notları 3: Mont Des Arts’da Müzikle Buluşma

tatil yazıları 3: Bozburun

Tatilimizin 5. günü sabah Datça’dan Marmaris minibüslerine bindik. Ücreti 10 TL olan minibüsler klimalı ve oldukça rahatlar. Biz Marmarise kadar gitmeyip Hisarönü-Bozburun kavşağında indik. Kavşak noktası meşhur Mavi Pide‘nin eski  yeri, Mavi Pide market. Pidecinin  yeni yeri ise yine Hisarönü’nde, Marmaris’e doğru devam edince 1-2 km sonra. Pideleri çok çeşitli, bildiğimiz klasik pide çeşitlerinin yanında ballı, muzlu, elmalı, tahinli, közlenmiş… Read More tatil yazıları 3: Bozburun