Site hayatı, güvenlikli yaşam, çiçekli balkonlar

Neredeyse 10 aydır yaşadığımız yeni evimize gören bayılıyor. Neden mi? Çünkü site içerisinde, çünkü güvenli, hatta o kadar güvenli ki neredeyse bizi de içeri almayacaklar. Bir süre önce insanlarla mümkün olduğunca az muhatap olacağım, kapıcısıyla, komşusuyla uğraşmayacağım, çok daireli bir apartmanda oturma hayallerim vardı. Karma bu ya istediğim oldu. 103 daireli bir apartmanda kim kime dumduma bir hayat yaşamayı beklerken, sitenin içerisindeki güvenlik kameraları, kartlı giriş çıkış sistemleri, bütün dairelerin TV’lerinde girenin çıkanın izlenebiliyor olması nedeniyle bir nevi biri bizi gözetliyor evine taşındığımızı anlamam çok da sürmedi aslında. Apartmanın kapısında 24 saat oturan güvenlikçi amcalar mahalle muhtarından beter vaziyetteler ve ben bu duruma sinir oluyorum. Hani diyeceksiniz, nedir bu gizlilik isteği. Önemli biri değilim, ajan vs. hiç değilim, kendi halinde sade vatandaşım ama bu durumda bile bu kadar güvenlik tantanası bana fazla geliyor.

Biraz geç oldu ama anladım ki ben karmadan yanlış bir şey istemişim. Ayrancı’daki kocaman balkonlu, mahalle hayatının içerisindeki evimizi çok özlüyorum. Alışveriş merkezi tarzında yerlerden alışveriş yapmaktan nefret eden, hafta sonu tatilini o yapay, plastik mekanlarda harcayanları hayretle izleyen ben bir nevi alışveriş merkezinde yaşıyor gibi hissediyorum kendimi. Mahallenin bakkalı, yufkacısı, kuru temizlemecisi, otobüsü, taksi durağı, dolmuşu evimin 2 adım ötesindeyken şimdi sitenin içinden medeniyete varmak tam 8 dakika sürüyor. Akşam evdesiniz diyelim arkadaşlarınız var, evde bira, şarap bitti. Saat 9’dan sonra sitenin bakkalı kapatıp gittiği için kendiniz evden çıkıp, 8 dakikada medeniyete varıp sonra eksiklerinizi tamamlayıp evinize geri dönüyorsunuz.  Gel de GÜRKO’yu arama şimdi. 24 saat açık ve eve servisleri gece saat 2’ye kadar mümkün. Acıktınız mı? İşte size Uğur ASPAVA. Dürüm dönerler soğumadan kapınızda. Şehrin içinde yaşamaktan hiç bir zaman vazgeçemeyecek olan ben, Ümitköy, Konutkent civarında yaşayan arkadaşlarıma çoğu zaman dağ başında oturuyorsunuz diye takılırdım. İşte o sekiz dakika aslında şehrin göbeğinde otururken  benim kendimi dağ başında hissetmeme neden oluyor.

Üstüne üstlük, bu aralar anlamadığım bir sebepten dolayı evde internet de doğru dürüst çalışmıyor. Blog yazılarımı evde yazamıyorum çünkü wordpress evde açılmıyor. Zaten wordpress açılsa bu defa blogger açılmıyor ve ben takip ettiğim bloglara erişemiyorum. Telekoma sorarsanız sorun bilgisayarımda. İş için kullandığım laptopla bağlanmaya çalıştım sorun yine giderilemedi. Yani sorun aslında bilgisayarda değil. Bu benim için bizim site için özel olarak kurulan Türk Telekom santrali ve TTnet ofisindekileri öldürmem için yeterli bir bahane oluyor.

Bütün sorunlar bununla da bitmiyor. Bir de balkon meselesi var ki en fecisi o. Yeni keşfedip okumaya başladığım Dilayra’nın “Journey to Blue”su benim bu balkon sevdamı yeniden kabarttı ve sevgili Dilayra’nın geçenlerde bana yazdığı yorumda bahsettiği baharda balkon kahvaltıları bana aslında hiç unutamadığım eski balkonumu bir kere daha hatırlattı. Ne çok özledim ben o eski balkon sefalarını. Şimdiki balkona çıkmak kolay girmek zor. Kapı dışarıdan kapandığında tekrra içeri girebilmek için birinin size kapıyı açması gerekiyor. Dışarda rahat rahat sigara içemedikten sonra ben ne anladım o balkondan. Üstelik henüz çevre düzenlemesi yeni bittiği için aşağıdaki çimenler dışında pek yeşillik de yok. İnşallah bir 10-15 seneye dikilen ağaçlar büyürse ben de daha zevkli balkon kahvaltıları edebileceğim.

Şimdi sanırım kendime saksı çiçekleri alarak en azından balkon sevdamı biraz hafifleteceğim. Hem bahar da geliyor. Camın önünde rengarenk saksılar içimi açmaz mı? Hem de nasıl açar. O zaman ne yapıyoruz Londra’dan döner dönmez kendimizi bir çiçekçiye atıyoruz.

Yazıya balkon resmi ararken bir de yaratıcı balkon çözümü buldum kendime 🙂  Balkonunuz mu yok. Alın size tersine balkon 🙂 Bence cidden çok şık durmuş.

Adama Not:

1- Bilkent’te, Konutkent’te, Temelli’de oturmam. Ayrancı’yı severim.

2- Balkon isterim.

3-Çiçek bi de sucuklu yumurtalı sabah kahvaltıları dilerim.

4- Ayrıca öperim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s