Denge- Kaçırılmayacak Bir Bale Gösterisi

Beethoven’in 7. Senfonisini sever misiniz? Benim tüylerimi diken diken eden bir kaç klasik müzik eserinden biridir. Orkestrayla dinlendiğinde de, bir gösteride fon müziği olarak kullanıldığında da aynı etkiyi gösterir üzerimde. Bayılarak izlediğim The Fall filminin jenerik müziği olarak da kullanılmıştır ki 5+1 amfi ile dinlendiğinde gerçekten insanı içine alıp çekiveren bir müzik harikasıdır. İşte bu… Read More Denge- Kaçırılmayacak Bir Bale Gösterisi

Kraliçe Lear- Bir Yıldız Kenter Masalı

Bu sezon Devlet Tiyatrolarının sıkı takipçisi olduğumuz gibi düzenlenen festivaller kapsamında ayağımıza gelen fırsatları da kaçırmamaya çalışıyoruz. O yüzden geçenlerde bizim ekürimizin dişi üyesinden gelen Yıldız kenter izlemeye gidelim mi? teklifini hiç kaçırmadan kabul ettik. Aslında bu oyunu Budapeşte’ye gitmeden evvel izledik ancak yol hazırlığı vs. derken yazı geç bir vakte kaldı. Ancak geç olsun… Read More Kraliçe Lear- Bir Yıldız Kenter Masalı

Budapeşte Gezi Notları 2: Kale Bölgesi

Budapeşte’yi gezmeye başladık. Üç günlük Legenda City  Pass‘imizi  kaldığımız otel olan Novotel Centrum’un resepsiyonundan temin ederek, cebimize koyduk ve metroya atladık. Metro istasyonu yaklaşık 50 metre ileride.  Şehir içi ulaşım haritasından öğrendiğimize göre üç ayrı metro hattı var. Aslında normalde yürüyerek dolaşmayı tercih edebilecekken, vakit darlığını göz önünde tutarak, mümkün olduğunca çok yer görebilmek maksadıyla metroyu tercih… Read More Budapeşte Gezi Notları 2: Kale Bölgesi

Budapeşte Gezi Notları 1: Giriş

Budapeşte’den dün gece döndüm. Öncelikle Tütü ve Erdem’e tavsiyelerinden ötürü çok teşekkür ederim.  Tavsiyelerin hepsini uygulayabildim mi? Hayır! Çünkü vaktim yetmedi. Peki eksik kalanları tamamlamak, şehrin ruhunu daha iyi soluyabilmek için yeniden gider miyim? Evet, kesinlikle giderim. Hikaye uzun bende çene çok o yüzden başlayalım bir an önce anlatmaya. Budapeşte’ye gitmeden önce yapılacak ilk şey pasaport, bilet,… Read More Budapeşte Gezi Notları 1: Giriş

Zorba… Bir Bale, Bir Kitap, Bir Film… Siz hangisini daha çok sevdiniz?

Sonunda uzun zamandır yazmayı planladığım ancak araya giren seyahatler, yemekler ve başka pek çok şey yüzünden ertelediğim Zorba yazısı ile karşınızdayım. Bu aralar keşfettiğim pek çok tat, okuduğum yazarlar, izlediğim filmler ve dinlediğim müzikler bende hep aynı duyguyu uyandırıyor. Keşke daha önce dinleseydim, keşke daha önce seyretseydim, keşke daha önce keşfetseydim duygusu bu. Ancak bunu… Read More Zorba… Bir Bale, Bir Kitap, Bir Film… Siz hangisini daha çok sevdiniz?

Brüksel Gezi Notları 9: Parc du Cinquantenaire ve Autoworld

Şimdiye kadarki yazılarımda hep Brükselin upper town-lover town çizgisi üzerinde dolaştık. Ancak bugün sizi şehrin doğusuna Avrupa birliği kurumlarının yer aldığı ve European Quarter- Quartier Européenne olarak bilinen bölümünün de ötesine götüreceğim.  Shuman Meydanı hepinizin bildiği Avrupa Komisyonu’nun merkezini oluşturan Berlaymont Binasının da yer aldığı bir meydan. Burası AB bürokrasisinin kalbi. Lobicilik şirketleri, sektör temsilcileri, her… Read More Brüksel Gezi Notları 9: Parc du Cinquantenaire ve Autoworld

Brüksel Gezi Notları 8: Brükselin Çizgi Roman Kahramanları

Brüksel yazılarının sonu gelmiyor, çünkü yazıyorum yazıyorum ancak bitmiyor. Gezdiğim Magritte ve Müzik enstrümanları müzesinin ardından bu defa bir başka rengarenk, sevimli mi sevimli müzeye götürmek istiyorum sizi. Belçika diyince herkesin aklına gelen anahtar kelimelere bir tanesini daha eklemek istiyorum böylece: Çizgi Roman. Evet yanlış okumadınız bugünkü yazımızın konusu Brüksel’deki Çizgi Roman Müzesi. Brüksel’de neden… Read More Brüksel Gezi Notları 8: Brükselin Çizgi Roman Kahramanları

Brüksel Gezi Notları 7: Aux Armes de Bruxelles ve Midye Hakkında

Café Metropole’den çıktıktan sonra bu defa akşam yemeğini yiyeceğim Aux Armes de Bruxelles‘e doğru yola çıkıyorum. Aux Armes de Bruxelles  bundan 6-7 sene evvel, Brüksel-İstanbul uçağında tesadüfen benim yanıma oturan Antwerpli bir şefin önerdiği Brüksel restoranları listesinde olan ve benim epeydir denemek istediğim ancak fırsat bulamadığım bir yer. Restoran Brüksel’in balıkçı restoranlarının yan yana dizildiği sokağı… Read More Brüksel Gezi Notları 7: Aux Armes de Bruxelles ve Midye Hakkında

Brüksel Gezi Notları 6: Metropol Café- Mimari ve Lezzet Bir Arada

Bir önceki yazının sonunda hatırlarsanız bir iki saat dinlenebilmek için yorgun argın otele doğru gidiyordum.  Gittim de.  2 saat kadar dinlendikten sonra bu defa Brüksel’e her geldiğimde mutlaka uğradığım Hotel Metropole‘ün Café’sindeyim. Hotel Metropole 19. yüzyılın sonunda, 1895 yılında kapısını misafirlerine açmış ve halen hizmet vermeyi sürdüren bir saray yavrusu. Resepsiyonundan, lobisine, lobiden restoranlarına kadar ince bir… Read More Brüksel Gezi Notları 6: Metropol Café- Mimari ve Lezzet Bir Arada

Brüksel Gezi Notları 5: Grand Sablon’dan Grand Place’a Brüksel Lezzetleri

Birlikte Brüksel’i gezmeye devam ediyoruz. Magritte müzesinden çıktık, eh sabahtan beri bu kadar yürümek beni de epey acıktırdı, ancak yemek için aklımdaki restoran Grand Place’a yakın. O yüzden ha gayret diyerek bekliyorum ve çantamızdaki Exki’den aldığım nefis sandviçi uygun bir aralıkta mideye indirmenin rahatlığı ile yola devam ediyorum. Exki bana Brüksel’in en güzel hediyelerinden biri.… Read More Brüksel Gezi Notları 5: Grand Sablon’dan Grand Place’a Brüksel Lezzetleri