Budapeşte Gezi Notları 3:Parlamento’dan Istvan Bazilikasına

Araya aldığımız tiyatro ve bale yazılarının ardından Budapeşte’de kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu defa Parlamento civarındayız. Ancak başlangıç olarak önce Buda yakasından tam da Parlamento binasının karşısından çektiğim güzel bir fotoğrafını aşağıda paylaşıyorum. Bu da Kraliyet Sarayının avlusundan çektiğim fotoğraf…. Parlamentonun bulunduğu meydanın ismi  Kossuth Meydanı.  Meydana adını veren Lajos Kossuth babası Slovak, annesi Alman… Read More Budapeşte Gezi Notları 3:Parlamento’dan Istvan Bazilikasına

Budapeşte Gezi Notları 2: Kale Bölgesi

Budapeşte’yi gezmeye başladık. Üç günlük Legenda City  Pass‘imizi  kaldığımız otel olan Novotel Centrum’un resepsiyonundan temin ederek, cebimize koyduk ve metroya atladık. Metro istasyonu yaklaşık 50 metre ileride.  Şehir içi ulaşım haritasından öğrendiğimize göre üç ayrı metro hattı var. Aslında normalde yürüyerek dolaşmayı tercih edebilecekken, vakit darlığını göz önünde tutarak, mümkün olduğunca çok yer görebilmek maksadıyla metroyu tercih… Read More Budapeşte Gezi Notları 2: Kale Bölgesi

Brüksel Gezi Notları 9: Parc du Cinquantenaire ve Autoworld

Şimdiye kadarki yazılarımda hep Brükselin upper town-lover town çizgisi üzerinde dolaştık. Ancak bugün sizi şehrin doğusuna Avrupa birliği kurumlarının yer aldığı ve European Quarter- Quartier Européenne olarak bilinen bölümünün de ötesine götüreceğim.  Shuman Meydanı hepinizin bildiği Avrupa Komisyonu’nun merkezini oluşturan Berlaymont Binasının da yer aldığı bir meydan. Burası AB bürokrasisinin kalbi. Lobicilik şirketleri, sektör temsilcileri, her… Read More Brüksel Gezi Notları 9: Parc du Cinquantenaire ve Autoworld

Brüksel Gezi Notları 8: Brükselin Çizgi Roman Kahramanları

Brüksel yazılarının sonu gelmiyor, çünkü yazıyorum yazıyorum ancak bitmiyor. Gezdiğim Magritte ve Müzik enstrümanları müzesinin ardından bu defa bir başka rengarenk, sevimli mi sevimli müzeye götürmek istiyorum sizi. Belçika diyince herkesin aklına gelen anahtar kelimelere bir tanesini daha eklemek istiyorum böylece: Çizgi Roman. Evet yanlış okumadınız bugünkü yazımızın konusu Brüksel’deki Çizgi Roman Müzesi. Brüksel’de neden… Read More Brüksel Gezi Notları 8: Brükselin Çizgi Roman Kahramanları

Brüksel Gezi Notları 7: Aux Armes de Bruxelles ve Midye Hakkında

Café Metropole’den çıktıktan sonra bu defa akşam yemeğini yiyeceğim Aux Armes de Bruxelles‘e doğru yola çıkıyorum. Aux Armes de Bruxelles  bundan 6-7 sene evvel, Brüksel-İstanbul uçağında tesadüfen benim yanıma oturan Antwerpli bir şefin önerdiği Brüksel restoranları listesinde olan ve benim epeydir denemek istediğim ancak fırsat bulamadığım bir yer. Restoran Brüksel’in balıkçı restoranlarının yan yana dizildiği sokağı… Read More Brüksel Gezi Notları 7: Aux Armes de Bruxelles ve Midye Hakkında

Brüksel Gezi Notları 6: Metropol Café- Mimari ve Lezzet Bir Arada

Bir önceki yazının sonunda hatırlarsanız bir iki saat dinlenebilmek için yorgun argın otele doğru gidiyordum.  Gittim de.  2 saat kadar dinlendikten sonra bu defa Brüksel’e her geldiğimde mutlaka uğradığım Hotel Metropole‘ün Café’sindeyim. Hotel Metropole 19. yüzyılın sonunda, 1895 yılında kapısını misafirlerine açmış ve halen hizmet vermeyi sürdüren bir saray yavrusu. Resepsiyonundan, lobisine, lobiden restoranlarına kadar ince bir… Read More Brüksel Gezi Notları 6: Metropol Café- Mimari ve Lezzet Bir Arada

Brüksel Gezi Notları 5: Grand Sablon’dan Grand Place’a Brüksel Lezzetleri

Birlikte Brüksel’i gezmeye devam ediyoruz. Magritte müzesinden çıktık, eh sabahtan beri bu kadar yürümek beni de epey acıktırdı, ancak yemek için aklımdaki restoran Grand Place’a yakın. O yüzden ha gayret diyerek bekliyorum ve çantamızdaki Exki’den aldığım nefis sandviçi uygun bir aralıkta mideye indirmenin rahatlığı ile yola devam ediyorum. Exki bana Brüksel’in en güzel hediyelerinden biri.… Read More Brüksel Gezi Notları 5: Grand Sablon’dan Grand Place’a Brüksel Lezzetleri

Brüksel Gezi Notları 4: Belçikalı Sürrealist René Magritte

Hala Mont des Arts’dayız. Ne de olsa burası Sanat Tepesi idi değil mi.  Müzik Enstrümanları müzesinden çıktıktan sonra Place Royale’e tırmanıp sağa dönerek meşhur Kraliyet  Güzel Sanatlar Müzesinine doğru ilerliyoruz. Daha önce de gezdiğim bu müzeyi yeniden ziyaret edecek vaktim yok. Ancak şehre ilk gelenlere mutlaka tavsiye edilir zira son derece zengin bir kolleksiyona sahip.  Bu arada benim gözüme daha… Read More Brüksel Gezi Notları 4: Belçikalı Sürrealist René Magritte

Brüksel Gezi Notları 3: Mont Des Arts’da Müzikle Buluşma

Brüksel serisinin ilk yazısında yazmıştım. Brüksel hep Ankara ile kıyaslanır ancak aslında Ankara’dan daha güzel olandır diye. Anayasal bir monarşi olarak 1830 yılında kurulan Belçika aslında bana sorarsanız yapay olarak yaratılmış bir ülke. yapaylık 2010 yılında yapılan seçimlerden bu yana sekiz ay geçmesine karşın halen Hükümetin kurulamaması ile de kendini gösteriyor. Yani aslında 8 aydır kendi kendini idare… Read More Brüksel Gezi Notları 3: Mont Des Arts’da Müzikle Buluşma

Brüksel Gezi Notları 2: Galeries Royales Saint Hubert ve Çikolata…

Galeries Royales Saint Hubert Brüksel turumuza Grand Place çevresinden devam ediyoruz. İlk durağımız Galeries Royales Saint Hubert. Cam tavanlı, şık alışveriş merkezlerinin Avrupa’daki ilk örneklerinden biri olan bu güzel galeri aslında üç pasajdan oluşuyor. Galerie du Roi (Kral), Galerie de la Reine (Kraliçe) ve Galerie du Prince (Prens). 19. yüzyılın ortalarında tamamlanan bu Galeri, 200 metrelik… Read More Brüksel Gezi Notları 2: Galeries Royales Saint Hubert ve Çikolata…